Bu yazı ve arkasından gelecek yazı dizisi eski bir e-tohum 15 girişimcisinin ve aynı zamanda bir bilgisayar mühendisinin bir iş fikrinin ortaya çıkmasından, ürünleşmesine ve hatta satışına kadar geçen zorlu sürecin başarıya ulaşma olasılığını artırmak için gözlem ve tecrübeye dayalı olarak ortaya çıkmıştır.
Bu makalede nasıl iş fikri bulunur konusuna kuş bakışı bakmaya çalışacağım:
Hayal et, tasarla, gerçekleştir...
Belki de bu en zorlarından biri, çünkü olmayanı, görülmemişi, tecrübe edilmemişi tasarlıyor ve daha sonra geliştiriyorsunuz. Henüz hiçbir müşteri tecrübesi yok, ürünün muadili yok. Müşteriye böyle bir ihtiyacı olduğunu inandırmanız, daha sonra talebi oluşturmanız gerekiyor. Bu noktada çünkü kendinizi merkeze koydunuz. Kendi bildikleriniz, tecrübeleriniz, hayal dünyanız bu ürünün ortaya çıkmasını sağladı. Bu alana güzel örneklerden biri Steve Jobs ve Steve Wozniak'in ilk Apple Computer'i tasarlaması verilebilir.
Gözlemle, modelle, gerçekleştir...
Bu da gündelik hayatta her zaman kullandığınız bir sistemi farklı bir bakış açısıyla tasarlayıp tekrar insanların kullanımına sunmanıza dayanıyor. Örneğin telefonun yerine Skype kullanılması, post it lerin yerine Pinterest kullanılması, ya da eğitimin online olarak verilmeye başlanması (Udemy, Udacity, Treehouse gibi) bu alana örnek olarak verilebilir.
Takib et, kopyala, uyarla, gerçekleştir...
Belki de Türkiye girişimcilik ekosisteminde en çok karşımıza çıkan tipte girişimler. Yurtdışındaki başarılı, yatırım almış, belli bir kullanıcı kitlesine ulaşmış bir ürünün yerel kullanıcıların alışkanlıkları, örf ve adetleri göz önüne alınarak uyarlanmasına dayanıyor. Buradaki en önemli başarı kriteri bana göre, alanında ilk olmak. (Hatta ilkinin daha iyisi bir ikinci olmak:)
Platform değiştir...
Bu da örneğin çok tutmuş bir projenin başka bir platformda yapılmasına dayanıyor. Örneğin webte çok başarılı olmuş bir projenin mobil versiyonunu yapmak gibi. Ya da desktop'da çok başarılı olmuş bir uygulamanın online ortamda servis olarak sunulması gibi. SAAS(Software as a Service) uygulamaları bu alana örnek verilebilir. (Basecamp, SalesForce gibi)
Çok daha iyisini yap...
Bu da başarılı olması zor modellerden biri. Halihazırda varolan ürünlerin farklı açılardan(kullanım deneyimi, teknoloji, tasarım vs.) çok daha kullanışlı, çok daha hızlısını, bir problemi çok daha i içeren ürün geliştirme modellerinden biridir. Örneğin halihazırda varolan uçak bileti ve otel rezervasyonu yapma uygulamaları varken HipMunk'in ortaya çıkması bu alan için en güzel örneklerden biridir.
Bir probleme odaklan, çok iyi çöz...
Aslında bu bütün modeller için geçerli. Eric Ries'in ortaya çıkardığı yalın girişim metodolojileri bu noktada devreye giriyor. Kısaca bahsedecek olursak, hızlı ve çevik bir şekilde ürünün ortaya çıkarılması(minimum viable product), müşteriye sunulması, geri dönüşlerin alınması ve tekrar hızlı bir şekilde ürünün yeni bir versiyononun geliştirilmesi. Bu tekrarların ürün olgunluğa ulaşıncaya kadar tekrar edilmesi. Aslında buradaki temel noktanın müşterinin ürün geliştirilerken merkeze konması. Yani başarısızlık olacaksa bunun çabuk farkedilmesi ve ürünün farklı yöne kaydırılması.
Sonuçta, girişimciliğin formülü olmadığı gibi fikir bulmanın da bir formulü bana göre yoktur ama kısaca en çok kullanılan yöntemlere yazımda değinmek istedim ve yazımı Burak abinin (Burak Büyükdemir) bize e-tohum sürecince söylediği ve kafamıza kazıdığı bir söylemle bitiriyorum "Sınırlarınızı zorlayın, her zaman daha iyisini bulabilirsiniz, büyük düşünün".
Fame
Sunday, December 18, 2016
Saturday, June 22, 2013
HP Yazılım Zirvesi 2013 İstanbul İzlenimlerim
HP Yazılım Zirvesi 2013
Etkinlik sabah key note konuşmaları, öğleden sonra da canlı sunumlar ve demolar şeklindeydi. HP'nin globaldeki vizyonu ve önde olmak istediği teknolojiler sırasıyla Bulut(Cloud), Mobil ve Büyük Veri(Big Data) eksenindeydi.
Akıllı mobil cihazların sayısının günden güne artması, internetin hayatımızın her alanına girmiş olması, sosyal medyanın her an yanıbaşımızda olması milyonlarca insanın saniyede terrabyte'lar seviyesinde veriler üretmesi anlamına geliyordu. Verilerin bu seviyede artması data center'ların bu veriyi saklayamaz hatta yedekleyemez hale gelmesi demek oluyordu. Aynı şekilde veri kaynaklarının da tek bir cihaz olmaması(ipad, iphone, internet, android, google watch, google glass) vendorları merkezi bir sunucu kullanmaya, sunucuların bakımı ile uğraşmak yerini, bulut üzerinden bir hesap alarak , servis olarak platform (platform as a service) kullanmaya itmektedir. Birkaç yıl içerisinde bankacılık sektörü de buna dahil, bulut kullanmayan vendor kalmayacağını düşünüyorum. Peki bu büyük veri dediğimiz konu nedir? Büyük veri şimdiye kadar, birkaç yıla kadar kullana geldiğimiz klasik ilişkisel veri tabanları ile sorgulama yaptığımızda cevap alamadığımız, kompleks fakat anlam içeren veriler için kullanılan bir terimdir. Büyük veriyi anlamlandırabilmenin önümüzdeki 10 yıl içerisinde petrol kadar değerli olacağını düşünüyorum. Sanırım buradaki en önemli etmen tahmin edilebilirlik ve bunun başarı oranıdır. Yani deprem olmadan depremin olabileceğini tahmin etmek, ya da bir müşteri portföyünün davranışsal analizlerinden karlılık ve zararlılık tahminlerinin yapılabilmesi ve ona göre aksiyon alınabilmesi. Bunu anlık olarak (real-time) olarak yapabilenler katma değeri yüksek sonuçlar ve ROI(return on investment) elde edeceklerdir.
Gerçek zamanlı olarak büyük veriyi işleme de HP'nin stratejik olarak önde olmak istediği konulardan biri. Bu alanda geliştirdikleri ürün(devşirdikleri) Vertica bana göre düzeni değişteren bir oyuncu. Teknoloji olarak SQL server gibi alıştığımız row id tabanlı veritabanları yerine column id kullanması büyük veri üzerinde sorgulama yapabilme hızını saniyeler seviyesine indirebilmekte, twitter, facebook ve google'in arama (text search) için kullandığı açık kaynak kodlu dağıtık veri işleme teknolojisi olan Hadoop ile entegre çalışabilmesi de bir artı olarak karşımıza çıkmakta. Öte taraftan Türkiye'de henüz ürünün bir müşterisinin olmaması bir dezavantaj olarak gözüküyor. Vizyoner firmaların ürünü yakından takip ettiğini fakat henüz bütçe ve kaynak konusunda ürünün yararlarını henüz kestiremedikleri için soru işaretleri olduğunu düşünüyorum. Eminim ki birkaç yıl içerisinde birçok firma bu tarz çözümleri kullanıyor, ve sistemlerini, kullanıcılarını, networklerini daha yakından tanıyor olacaklar. En önemlisi gelecek konusunda şu anda bulunulamayan, tahmin edilemeyen öngörülerde bulanabileceklerdir.
Uğur ACAR
![]() |
| HP Yazılım Zirvesi 2013@Ciragan Kempinski |
Geçen hafta HP'nin Çırağan Sarayı'ndaki etkinliğine katılma fırsatı buldum. Bilişim Teknolojileri(BT) alanında geliştirilen vizyoner ve ihtiyaca cevap veren ürünler ve sektörün gidişatı hakkında bilgi sahibi olmak açısından çok faydalı bir etkinlikti. Etkinliğe katılamayanlar için izlenimlerimi buradan paylaşmak istiyorum.
Etkinlik sabah key note konuşmaları, öğleden sonra da canlı sunumlar ve demolar şeklindeydi. HP'nin globaldeki vizyonu ve önde olmak istediği teknolojiler sırasıyla Bulut(Cloud), Mobil ve Büyük Veri(Big Data) eksenindeydi.
Akıllı mobil cihazların sayısının günden güne artması, internetin hayatımızın her alanına girmiş olması, sosyal medyanın her an yanıbaşımızda olması milyonlarca insanın saniyede terrabyte'lar seviyesinde veriler üretmesi anlamına geliyordu. Verilerin bu seviyede artması data center'ların bu veriyi saklayamaz hatta yedekleyemez hale gelmesi demek oluyordu. Aynı şekilde veri kaynaklarının da tek bir cihaz olmaması(ipad, iphone, internet, android, google watch, google glass) vendorları merkezi bir sunucu kullanmaya, sunucuların bakımı ile uğraşmak yerini, bulut üzerinden bir hesap alarak , servis olarak platform (platform as a service) kullanmaya itmektedir. Birkaç yıl içerisinde bankacılık sektörü de buna dahil, bulut kullanmayan vendor kalmayacağını düşünüyorum. Peki bu büyük veri dediğimiz konu nedir? Büyük veri şimdiye kadar, birkaç yıla kadar kullana geldiğimiz klasik ilişkisel veri tabanları ile sorgulama yaptığımızda cevap alamadığımız, kompleks fakat anlam içeren veriler için kullanılan bir terimdir. Büyük veriyi anlamlandırabilmenin önümüzdeki 10 yıl içerisinde petrol kadar değerli olacağını düşünüyorum. Sanırım buradaki en önemli etmen tahmin edilebilirlik ve bunun başarı oranıdır. Yani deprem olmadan depremin olabileceğini tahmin etmek, ya da bir müşteri portföyünün davranışsal analizlerinden karlılık ve zararlılık tahminlerinin yapılabilmesi ve ona göre aksiyon alınabilmesi. Bunu anlık olarak (real-time) olarak yapabilenler katma değeri yüksek sonuçlar ve ROI(return on investment) elde edeceklerdir.
Gerçek zamanlı olarak büyük veriyi işleme de HP'nin stratejik olarak önde olmak istediği konulardan biri. Bu alanda geliştirdikleri ürün(devşirdikleri) Vertica bana göre düzeni değişteren bir oyuncu. Teknoloji olarak SQL server gibi alıştığımız row id tabanlı veritabanları yerine column id kullanması büyük veri üzerinde sorgulama yapabilme hızını saniyeler seviyesine indirebilmekte, twitter, facebook ve google'in arama (text search) için kullandığı açık kaynak kodlu dağıtık veri işleme teknolojisi olan Hadoop ile entegre çalışabilmesi de bir artı olarak karşımıza çıkmakta. Öte taraftan Türkiye'de henüz ürünün bir müşterisinin olmaması bir dezavantaj olarak gözüküyor. Vizyoner firmaların ürünü yakından takip ettiğini fakat henüz bütçe ve kaynak konusunda ürünün yararlarını henüz kestiremedikleri için soru işaretleri olduğunu düşünüyorum. Eminim ki birkaç yıl içerisinde birçok firma bu tarz çözümleri kullanıyor, ve sistemlerini, kullanıcılarını, networklerini daha yakından tanıyor olacaklar. En önemlisi gelecek konusunda şu anda bulunulamayan, tahmin edilemeyen öngörülerde bulanabileceklerdir.
Uğur ACAR
Subscribe to:
Posts (Atom)
